EN SON HABERLER

karabuk bayan escort kastamonu bayan escort burdur bayan escort kirikkale bayan escort nigde bayan escortaksaray escort amasya escort erzurum escort bartin escort batman escort
Spor Haberleri Pratik Yemek Tarifleri Döviz Kuru Canlı Borsa Web ve TeknolojiSağlık Haberleri Teknoloji Haberleri Magazin Haberleri Trafik Durumu Gündem Haber

Philadelphia Deneyi ve Bilinmeyenleri

Philadelphia Deneyi ve Bilinmeyenleri
18 kez okundu
27 Ağustos 2017 - 1:08

Philadelphia Deneyi ve Bilinmeyenleri

Philadelphia limanındaki, USS Eldridge, DE (Destroyer Escort) 173 borda numaralı bir ABD sahil koruma gemisi üzerinde yapılır.Tarih: 28 Ekim 1943’dür. Gemiye, 75 KVA gücünde iki dev jeneratör (degausser), her biri 2 megawat CV gücünde üç RF vericisi ve 3000 adet güç arttırıcı tüp monte edilmiştir.

Deney başladığında, ilk olarak sisli yeşil bir ışığın çevreyi sardığı görülür.Gemi bu yeşil sise bürünmeye başlar ve içindeki denizcilerle birlikte yavaş yavaş kaybolur. Geminin sadece su üzerindeki çırpıntıları görülmektedir, kendisi görünmez olmuştur. Tam üç dakika sonra, buraya 640 kilometre uzaklıktaki Norfolk limanında, geminin, askeri gözlemcilerin gözleri önünde aniden ortaya çıktığı ve tekrar kaybolduğu ve en son olarak, yeniden Philadelphia limanında belirdiği görülür. Deney, bu şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktığında güçlükle sona erdirilir. Deney amacına ulaşmıştır.

Ancak, deneyden hemen sonra, gemideki personelin bir kısmının tamamen kaybolduğu; geriye kalanların ise, psişik yeteneklerinin çok güçlenmiş olduğu saptanır. Bazıları, deneyde kazandıkları görünmeme yeteneğini, daha sonra günlük yaşamlarında da sürdürürler. Evlerinde otururken, sokakta yürürken, herhangi bir zamanda, diğer insanların şaşkın bakışları arasında kaybolup, sonra yeniden ortaya çıktıkları görülür. Kiminin vücutları kısmen görünmez olur.

Liman yakınlarındaki bir barda çıkan kavgada, denizcilerden bir kısmının bir görünüp, bir kayboldukları garsonlar tarafından hayretle izlenir. Bir diğerinin, ailesinin gözleri önünde, evinin duvarları içinden geçtiği görülür. Bazıları ise, donup kalmakta; yani heykel gibi kaskatı kesilmektedir. Bu donmalar, bazen bir kaç saniye, bazen saatlerce sürmektedir. Smith adındaki bir denizcinin dönüşü ise 200 gün sürmüştür. Yemeden, içmeden, nefes almadan bu kadar uzun süre donup kalan Smith, kendine geldiğinde, bu süreyi 5 saniye gibi hissettiğini ve bu süre içinde elinde olmadan uzayda gezindiğini ve Dünya’yı dışarıdan seyrettiğini ifade etmiştir. Donan kişiler, kendi iradeleri ile hareket edememekte, yakınlarındaki kişilerin onlara dokunarak topraklamaları gerekmektedir. Daha sonra, hepsi, bu donma anında, kendilerinin çekimsiz olarak serbestçe yükselip, uzayda gezebildiklerini ifade etmişlerdir. Kaybolan denizciler de, “Birden kendimizi, bedenimizle birlikte uzayda buluyoruz, sonra tekrar kaybolduğumuz yerde ortaya çıkıyoruz” demişlerdir. Denizcilerin doğru söylediği, acı bir gerçekle anlaşılır: Bir gün, üzerinde pusula bulunduran bir tayfa birdenbire donup kaldığında, arkadaşları ona dokunarak topraklamak isterler. Dokundukları anda, tayfa birden alev alır ve o kadar şiddetli yanar ki, geride hiç bir iz ve kül bırakmaz. Sadece bulunduğu zeminin kömürleşmiş oluşu, tayfanın yandığını göstermektedir (Bu şekilde, dört denizcinin yandığı kaydedilmiştir).

Dr. Jessup, bu tayfa yandığı sırada, bulunduğu döşeme ve halıda oluşan yanıkları toplayarak, üstadı Hansel Heiberg’e verir. Heiberg bazı testler yapar ve bu tayfanın, uzayın, kozmik ışınların bulunduğu atmosfer dışı bir bölgesine ışınlanmış olduğu sonucuna varır. Çünkü, halı ve döşeme numunesinde, Dünya üzerinde hiç olmaması gereken, radyoaktif ışıma ve dedektörlerin “Kozmik Primerler” diye tanımladıkları, Kur’an’da “Şıhap” adıyla bildirilen kozmik ışınları saptamıştır. Bu ışınlar, magnetosferde, bilimsel adıyla “Shower” (Sağanak) denilen bir olayla törpülenmektedirler. Bu nedenle, Dünya’ya ulaşmaları olanaksızdır. İşte halı numunesinde bu kozmik ışınların saptanmış olması, tayfanın dediklerini doğruluyor, yani onun atmosfer dışına çıktığını ve orada bu ışınlarla alev aldığını kanıtlıyordu. Böylece, tayfaların, uzaya bazen bedenleriyle, bazen ise dondukları anda bilinçleriyle çıktıkları doğrulanmıştı. Philadelphia Deneyi, sonraki yıllarda bir çok dergiye, kitaba ve filme konu olmuştur. Deneyle ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüş, iddialar ortaya atılmış, fakat olayın ardındaki esrar bir türlü tam olarak gözler önüne sergilenememiştir. Çok sayıda tanığın olmasının yanı sıra, deneyi yaşayan bir o kadar da denizci vardır. Ancak, bunların büyük bölümünde zamanla akıl rahatsızlıkları ortaya çıkmış, bir kısmı intihar etmiş, bir kısmı ise eceliyle ölmüştür. Dolayısıyla, bugün için bu deneyle ilgili somut kanıtlar bulmak oldukça güçtür. Öyle ki, bugün, ABD Deniz Kuvvetleri’nde deneyin kod adının bile ortada bulunmaması, bu olayın yetkililerce hala bir sır olarak saklandığını göstermektedir.

ABD Deniz Kuvvetleri’nin çok gizli “Inter Services Code-Work Index”inde yer alan “Rainbow” kod adının, Philadelphia Deneyi’ne ait olduğu ve bu deneyin, resmi kayıtlarda “Project Rainbow” (Gökkuşağı Projesi) adıyla geçtiği, W. L. Moore ve C. F. Berlitz ikilisinin “The Philadelphia Experiment: Project Invisibility” (Philadelphia Deneyi: Görünmezlik Projesi)kitabında (K95) ve A. H. Hochheimer’in “The Philadelphia Experiment from A to Z” (A’dan Z’ye Philadelphia Deneyi) adlı yayınında belirtilmiştir. Ayrıca, deneyin, Philadelphia’da çıkan bir gazetede haber olarak yayınlanmış olduğu da bu yayınlarda yer almaktadır.

Bazı kaynaklarca (D45, D67, S30), deneyin ön hazırlık çalışmalarının Nikola Tesla ve Dr. John von Neumann tarafından, 1930-1931 yıllarında, Chicago ve Princeton Üniversiteleri’nde yapıldığı, Tesla’nın 1931-1943 yılları arasında bu projede etkin görev aldığı, hatta 1940 yılında yapılan ilk denemenin başarılı olmasından sonra, 22 Temmuz 1943 ve 12 Ağustos 1943 tarihlerinde, takip eden denemelerin yapıldığı ileri sürülmüştür. Tesla’nın, deneyin gemi personeline zarar vereceği gerekçesi ile projeden ayrılmasından kısa süre sonra şüpheli bir ölümle yaşamını yitirdiğini daha önce belirtmiştik. Bazı kaynaklarca üç kez tekrarlandığı ileri sürülen deneyi, yandaki diğer bir gemiden gözlemleyen tanıklardan birinin ifadesi şöyledir :

“22 Haziran 1943 sabahı 9.00’da jeneratörler çalıştırıldı. Yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başladı. Bir an sadece geminin çapasını görebildim, sonra o da kayboldu. Sis ortadan kalktığında gemi kaybolmuştu, sadece denizi görüyorduk. Bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları, korku ve heyecan içersin de soluklarını tutarak bu inanılmaz olayı seyrediyorlardı. Gemi ve personeli sadece radardan değil, gözlerimizin önünden yok olmuşlardı. Her şey planlandığı gibi olmuştu. 15 dakika sonra emir verildi ve jeneratörler durduruldu. Önce bir şey olmadı; ardından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge tekrar görünmeye başladı. Sis azalırken, bir şeylerin yanlış gittiğini hissettik. Hemen gemiye yanaştık. İlk önce, gemi personelinin çoğunun geminin yanlarından sarkarak kusmakta olduklarını gördük. Diğerleri güvertede bilinçsizce, şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı. Ekipler gemiye girerek, bu personeli yenileriyle değiştirdiler. Bir kaç gün sonra, yeni bir deneyin yapılması kararlaştırıldı. Bu deneyde de, gemi, istenilen radar görünmezliğine ulaştı; akabinde geminin donanımı değiştirildi. Asıl deney ise, 28 Ekim 1943’de yine aynı gemide gerçekleştirildi. Bu deneyde de, jeneratörler çalıştırıldıktan hemen sonra, destroyer hemen hemen görünmezlik aşamasına ulaştı. Geminin sadece burnu ve kıçı görülüyor, aradaki bazı yerleri ise belli belirsiz seçiliyordu. Sonra, su üzerinde, sadece teknenin bulunduğu yerde çizgi halinde bir iz kaldı. Daha sonra, mavi bir ışık parladı ve o çizgi de yok oldu. Artık, gemi tamamen yok olmuştu. Geminin, bir kaç dakika sonra, Philadelphia’ya millerce uzaktaki Norfolk’da ortaya çıktığı kaydedildi. Ancak, orada göründükten kısa bir süre sonra tekrar kayboldu ve tekrar Philadelphia’da ortaya çıktı. Bu kez durum ciddiydi; tüm personelin başı beladaydı. Bazıları yok olmuştu; bir daha hiç geriye dönemediler. Ama en korkuncu, beş denizcinin, geminin gidip-gelmesi sırasında, metal gövdenin içinde sıkışarak kalmış olmalarıydı. Bu feci bir olaydı. Birisi kurtuldu, ama bir daha asla eski haline dönemedi; aklını yitirmişti. Personelden bazılarının psişik yeteneklerinin olağanüstü gelişmiş olduğu saptandı. Bazıları ise sokakta yürürken kayboluyor, sonra yeniden ortaya çıkıyorlardı.” Araştırmacı yazar C. F. Berlitz, “Without A Trace” (İz Bırakmadan) adlı kitabında (K15), Dr. Jessup’un yakın arkadaşı, bilim adamı, Dr. Mason Valentine ile yaptığı bir röportaja yer veriyor. Bu röportajda, Berlitz’in, Philadelphia Deneyi’nin bilimsel olarak açıklanmasının mümkün olup, olmadığı konusundaki sorusuna, Dr. Valentine şu cevabı vermiştir: “Bence Philadelphia Deneyi, bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz. Bir çok bilim adamı, artık atomun temel yapısının madde zerreciklerinden değil, elektromanyetik alanlardan oluştuğu görüşünde. Bu olay, son derece karmaşık enerji alanlarının birbirini etkileme işlemidir. Eğer, böyle bir evrenin içinde maddenin değişik fazları bulunmasaydı, bu şaşılacak bir şey olurdu. Bir fazdan diğerine geçilmesi, bir yaşam düzeyinden diğerine geçmeye benzer. Bu, boyutlar arası bir değişmedir. Yani, Dünya’lar içinde başka Dünya’lar olabilir. Manyetik alanların boyutsal değişimler yaratabileceğinden zaten kuşkulanılıyordu. Maksatlı olarak olağan dışı manyetik koşulların yaratılması, hem fiziksel, hem de yaşamsal olarak maddenin fazını değiştirebilir. Bu durum, bağımsız olmayan, ancak içinde bulunduğumuz madde/zaman/enerji boyutunun bir parçası olan zaman boyutunu saptırabilir. Kısacası, Philadelphia Deneyi büyük bir olasılıkla gerçek bir deneydir.”

Bu araştırmasından dolayı Oxyn sitesi yazarı Özgürcan Karagöz’e teşekkür ederiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
23 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Webinsokagi27 Ağustos 2017 / 01:35Cevapla

Uzun zamandır araştırmak detaylarını incelemek istediğim bir deneydi sayenizde büyük bir çoğunluğunu öğrenmiş ve anlamış oldum. Teşekkür ederim paylaşımınız için.

Şenol ARAS27 Ağustos 2017 / 19:11Cevapla

Çok güzel bir içerik olmuş gerçekten elinize sağlık.

Ahmet29 Ağustos 2017 / 08:32Cevapla

Yazınızı içeriği güzel paylaşımın için teşekürler bilgilendirme.

apçhi30 Ağustos 2017 / 12:17Cevapla

emeği geçenlerin eline sağlık güzel çalışma

hakan4 Eylül 2017 / 16:10Cevapla

harika bir çalışma, başarıların devamını dilerim..

ordunaryus8 Eylül 2017 / 21:09Cevapla

Ben bunu bir yerde daha okumuştum , insanlar bunlara inanıyor olması asıl ilginç olan

burak yıldız8 Ekim 2017 / 19:45Cevapla

bu sadece bilinen bir şey abdnin bilmediğimiz yüzlerce binlerce deniyi ve çalışması var

gökhan aktuğ9 Ekim 2017 / 04:16Cevapla

Güzel bilgilendirici paylaşım için teşekkürler.

Mahmut korkmaz13 Ekim 2017 / 11:58Cevapla

Çok başarılı bir çalışma ve paylaşım olmuş teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.

Usta Elektrikçi14 Ekim 2017 / 02:37Cevapla

Deneyler Değişik şeyler bulmak için herzaman yapılıyor buda onlardan biri

hasan25 Ekim 2017 / 18:59Cevapla

Ancak, bunların büyük bölümünde zamanla akıl rahatsızlıkları ortaya çıkmış, bir kısmı intihar etmiş, bir kısmı ise eceliyle ölmüştür. Dolayısıyla, bugün için bu deneyle ilgili somut kanıtlar bulmak oldukça güçtür.

seydi altındağlı26 Ekim 2017 / 13:00Cevapla

keşke bu konuyu dizi falan yapsalarda izlesek 🙂 enteresan bir konuymuş. içine biraz aşk falan eklerler, 2 sezon garanti.

Fatih28 Ekim 2017 / 16:40Cevapla

Yazınızın içeriği ilgi çekici ve güzel hepsini okudum ama baya hayret verici.

Ballı Soprano17 Kasım 2017 / 14:37Cevapla

Gerçekten şoke edici… Donup çözülünce 200 gün geçmesine rağmen 5 saniye geçmiş gibi hissetmesi, vs… Hayret doğrusu…

mehmet nur can22 Kasım 2017 / 13:49Cevapla

dünyada çok şeyler oluyor biz bunun farkında değiliz malesef

mehmet nur can22 Kasım 2017 / 13:50Cevapla

güzel paylaşim için teşekür ederim

MEHMET ÇELİK23 Kasım 2017 / 16:20Cevapla

Dünyada ne acayip şeyler oluyor arkadaş. yazı için emeğinize sağlık.

Orakci Blog27 Aralık 2017 / 16:04Cevapla

Bilmiyordum genel kültür için güzel bir makale ellerine sağlık hocam.

Demir29 Aralık 2017 / 11:10Cevapla

ilk defa bu deneyi okudum ve anlatımlara şahit oldum. bunu internette daha kapsamlı araştırayım diyorum ama en kapsamlı şekilde snaırım siz anlatmışsınız

ERKAN gök31 Ocak 2018 / 22:41Cevapla

bencede çok iyi olmuş teşekkürler

utkuu9 Şubat 2018 / 00:35Cevapla

gerçekten çok yararlı bir makale olmuş teşekkürler ellerinize sağlık

video tube15 Şubat 2018 / 20:46Cevapla

çok bilgili içerik olmuş teşekkürler

Yaşar Cazır22 Şubat 2018 / 10:48Cevapla

başarılarınızın devamını dilerim çok güzel ve bilgi verici bir yazı

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. HABERİNBASİ.COM